Genel

Savaş Eskigülek, "Şiddete Değil, Spora Alan Açın."

|
82 Görüntüleme
Savaş Eskigülek, Aydınlık Gazetesi'ndeki Haberiniz Olsun isimli köşesinde sezona Şampiyonlar Kupası ile başlayan VakıfBank ile son günlerde okullarda artan şiddet olayları ile ilgili gündemi yorumladı.

Merhaba Kıymetli Okurlarımız,

 Voleybolda 2026-2027 Sezonu'nun ilk kupası VakıfBank’ın oldu. Antalya’da oynanan AXA Sigorta Şampiyonlar Kupası karşılaşmasında geçen sezonun şampiyonu VakıfBank ile AXA Sigorta Kupa  Voley’de final oynayan Eczacıbaşı Peron İstanbul takımları karşı karşıya geldiler. Her iki takımın da henüz sezon başı hazırlıkları aşamasında olduğunun görüldüğü maçta VakıfBank 2-0 öne geçti. Eczacıbaşı Peron İstanbul setlerde skoru eşitledi. Ancak karşılaşmanın netice setinde VakıfBank üstün bir oyunla seti kazandı ve maçtan 3-2’lik bir kupa zaferi ile ayrılmayı başardı.
Daha önce bu kupanın finalinde 6. kez karşı karşıya gelen iki ezeli rakip, üçer kez kupaya sahip olmayı başarmıştır. Bu seneki şampiyonluk ile VakıfBank, Eczacıbaşı önünde 4-3 öne geçmekle kalmadı; bu kupayı 6. kez kazanan Fenerbahçe ile kupayı en çok kazanan takım olma rekoruna ortak oldu.
Şampiyonlar Kupası’nı 6. kez kazanan VakıfBank  Spor Kulübü, 40 yılda 44. kez şampiyonluk sevinci yaşadı. Uluslararası alanda 13 şampiyonluğu bulunan sarı-siyahlılar, ayrıca 15 Sultanlar Ligi, 10 da Kupa Voley zaferi elde etti.

Ben de AXA Sigorta’nın daveti ile bu karşılaşmayı yerinde izledim. Öncelikle AXA Sigorta’ya 2018 yılından beri Türk voleyboluna yaptığı katkılar için teşekkür ederken bu organizasyonda bizleri bir an olsun yalnız bırakmayan organizasyon ekibine de şükranlarımı iletiyorum.

Bu arada, bunca yıldır Antalya’ya giderim ancak daha önce hiç gitmediğim bir restorandan da bahsetmek istiyorum. Muratpaşa ilçesinde yer alan Fatma Sultan Restoran (Türk Mutfağı)’nın yemeklerinin tadına ilk kez baktım. Ortamı ve yemekleri nasıl anlatsam yetersiz kalabilir. Ancak samimi ve huzurlu bir dekorasyona sahip olduğunu, çalışanların ise güler yüzlü ve yardımsever olduğunu açıkça ifade edebilirim. Bu sebeple yolunuz Antalya Muratpaşa’ya düşerse mutlaka deneyimlemelisiniz.

Kıymetli okurlarımız, bugün aslında değinmek istediğim farklı bir konu var.
Son günlerde haber sitelerini ve sosyal medyayı açtığımızda içimizi acıtan, hepimizi derin düşüncelere sevk eden haberlerle karşılaşıyoruz. Son olarak İstanbul Başakşehir’deki bir ortaokulda yaşanan ve öğrencilerin yaralanmasıyla sonuçlanan bıçaklı kavga, okullarımızda tırmanan akran zorbalığı ve akıllı telefon ekranlarında başlayıp okul koridorlarına taşınan şiddet vakaları hepimizi endişelendiriyor. Üstelik bu şiddetin başrolünde kız çocuklarımızın da yer alıyor olması endişenin boyutunu artırıyor.
Günübirlik gündemlerle bu olayları geçiştirmek yerine, problemi besleyen temel nedenlere odaklanmak zorundayız. Günümüz çocuğu; televizyonlardaki şiddet içerikli diziler, akıllı telefonlar, çevrim içi oyunlar ve kontrolsüz dijital mecraların gölgesinde büyüyor. Bütün gün ekran karşısında hapsolan çocuklarımız; empati kurmayı, sabretmeyi, yüz yüze iletişim kurmayı ve çatışmaları sağlıklı yollarla çözmeyi deneyimleme imkânından mahrum kalıyor.
Tam da bu noktada, evlatlarımızı yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlamak için sporun ve özellikle voleybolun iyileştirici gücünü hatırda tutmamız gerekiyor.
Spor; yalnızca bedensel bir aktivite ya da bir "boş zaman faaliyeti" değildir. Spor disiplindir, sabırdır, öfke kontrolüdür ve her şeyden önemlisi bir karakter eğitimidir. Voleybol ise bu karakter eğitiminin en somut yaşandığı alanların başında gelir.
File önünde mücadele eden bir çocuk;
•    Takım arkadaşının yaptığı hatayı anında toleransla telafi etmeyi,
•    Birbirine güvenmeyi ve dayanışmayı,
•    Oyunu kurallarına göre oynamayı ve hakem kararına saygı duymayı,
•    Kazanırken rakibine nezaket göstermeyi, kaybettiğinde ise tebrik edip yeniden başlamayı öğrenir.
Bireyselleşen ve dijitalleşen dünyada çocukların en çok ihtiyaç duyduğu "biz olma" duygusunu voleybol sahaları cömertçe sunar.

Voleybol Oyna

Çocuklarımızın ellerine sadece ders kitapları ve akıllı telefonlar değil; top vermeli, onları oyunun ve sporun merkezine çekmeliyiz. Onları ekran karşısından alıp voleybol sahalarına, parklara ve kulüplere yönlendirmek, yarının Türkiye’sini inşa edecek güçlü, merhametli ve sağlıklı bireyler yetiştirmenin en temel adımıdır.

Sporu eğitimin tamamlayıcı bir unsuru olarak değil, sadece bedenin değil karakterin de eğitimine imkân vermesi sebebiyle en temel parçası olarak görmek gerekiyor. Oyun oynayan, spor yapan çocukların adalet, saygı, kabullenme, rıza gösterme, paylaşma, sıra bekleme, kazanma, kaybetme gibi hayatın ta kendisi olan kavramları öğrenmesi, karakter gelişimini de destekleyecektir. Özellikle de dijital oyunlarla değil, gerçek oyunlarla bu kavramların benimsenmesi kolaylaşacaktır.
Sporla birlikte ne zaman çocuklarımızın hayatından resim, sanat, müzik, tiyatro, münazara gibi kavramlar azaldı, işte bu noktaya gelindi. Gelecek nesillerin sadece güçlü bedenlere değil; güzel bir ruha, kalbe ve beyne de ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Saygı, sevgi, tahammül, merhamet, adalet, vefa, yardımlaşma, aile, vatan ve millet sevgisi gibi insani değerleri sadece ders kitaplarıyla okullarda öğretemeyiz. Her birimiz bu kavramlara uygun yaşantının sergileyicisi olmalıyız. Başarılı birey; bilen, düşünen, üreten, paylaşan, hareket eden, sanatla ilgilenen, sağlığını koruyan, sorumluluk alan, kendisini kontrol edebilen ve başkasına zarar vermeden sorunlarını çözebilen iyi bir insandır!
Bugünlerde yaşadığımız en derin sorunlar karşısında  sporun önemi hakkındaki yorumlarımdan "Haberiniz Olsun" istedim.
Kalın sağlıcakla.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.