Merhaba Kıymetli Okurlarımız,
A Erkek ve A Kadın Milli Takımlarımızın Avrupa Şampiyonası hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Filenin Sultanları 21 Ağustos – 3 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da, Filenin Efeleri ise 9 – 24 Eylül tarihlerinde Romanya’da oynayacakları Avrupa Şampiyonası’nda mücadele edecekler. U17 Kız Milli Takımımız Şili’de Dünya Şampiyonası’nda çeyrek finale yükseldi. Cumartesi günü Kore’yi yendiği takdirde yarı finale çıkacak. Şu ana kadar oynadığı 6 maçta sadece ABD’ye yenilen Milliler, diğer 5 maçı 3-0 kazandı. Başarılar diliyorum.
VoleybolBugün İstanbul’dan bambaşka bir insan hikâyesiyle karşınızdayım.
İstanbul Avcılar’da voleybol ve yüzme branşlarında faaliyetlerini sürdüren Damla Yıldızlar Spor Kulübü, Türk sporuna yeni voleybolcular ve yüzücüler kazandırmak için 2015 yılından beri çalışmalarına devam ediyor.
Yedi yaşında sporla tanışan ve kulübün kurucusu olan annesinin teşvikiyle 13 yaşında voleybol oynamaya başlayan 2002 doğumlu Damla Güngör, hem voleybol hem de yüzmede kulübün sporcusu olmuş.
“Yedi yaşında sporla tanışan bir ruh için yolculuk yalnızca kulvarda kulaç atmakla ya da file önünde sıçramakla sınırlı kalmadı. Uzun yıllar yüzme sporuyla iç içe sürdürdüğüm bu serüven, zamanla voleybolun hayatımın merkezine yerleşmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı.” diyen Damla, yaklaşık 10 yıldır voleybolun içerisinde yer alıyor. Voleybolun sporcuya kazandırdıklarının sahadaki skor tabelasından çok daha fazla şey olduğuna inanan Damla, genç yaşında bir sonraki adıma geçer.
Kısa sürede voleybol kariyerini biçimlendirme arzusuyla seçtiği antrenörlük; yalnızca teknik, taktik öğretmek ya da maç kazanmak değildir Damla için. Antrenörlüğü, “Bir insanın hayatına olumlu yönde dokunabilmek, ona öz güven kazandırabilmek ve sporu sevdirebilmektir.” diye açıklayan genç antrenör, geçtiğimiz günlerde FIVB’nin Gürcistan’da açtığı 2. Kademe Antrenörlük Kursu’nu da başarıyla tamamladı.
KarvoleyboluBu kursa giriş hikâyesini ise “Kişisel gelişim yolculuğumun en nitelikli duraklarından biri olan bu kursta, uluslararası standartlarda eğitim alma fırsatım oldu. Farklı ülkelerden gelen antrenörlerin birikimlerini dinlemek, fikir alışverişinde bulunmak ve yaratıcı antrenman yöntemlerini öğrenmek son derece değerliydi. Kurs boyunca eğitmen Jana Kulan’ın bilgi birikimi ve yaklaşımı, sadece bugünün değil, geleceğin vizyonuyla sporcu yetiştirebilmem konusunda yeni ufuklar açtı.” şeklinde özetliyor.
Bu yolculuğunda annesinin tam desteğini alan Damla, yalnızca sportif alanda değil; akademik, kişisel ve dil gelişimi konularında da güçlü bir isteğe sahip. Bulunduğu yerle yetinmeyip her zaman daha iyisini yapabileceğine inanan bir karaktere sahip.
Akademik eğitiminde İngilizce Ekonomi ve Finans bölümünden mezun olan Damla Güngör, kendi çabasıyla Korece, Almanca ve Japonca olmak üzere dört yabancı dil öğrenerek farklı kültürlerle iletişim kurabilme becerisini geliştirir. Zira Damla’ya göre yabancı dil öğrenmek; yalnızca kelimeleri telaffuz edebilmek değil, farklı insanların bakış açılarını kavrayabilmek ve dünyaya daha geniş bir pencereden bakabilmektir.
Genç yaşında sahip olduğu bu evrensel bakış açısının, modern antrenörlük anlayışını ve sporun birleştirici gücünü çok daha iyi anlatmasını sağlayacağına inanıyorum.
Damla, son günlerde çok farklı heyecanlar yaşıyor. Almanya’dan aldığı yüksek lisans kabulü ile kısa bir süre sonra bu ülkeye gidecek. Burada edineceği yepyeni bilgi birikimini yine voleybolla birleştirip genç sporculara en doğru yöntemlerle aktaracak.
“İlk bakışta ekonomi ile spor birbirine uzak iki ayrı disiplin gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan pek çok ortak noktaya sahiptir.” diyen Damla; analitik düşünmenin, stratejik planlamanın, doğru karar verebilmenin, kriz yönetiminin ve disiplinli çalışma alışkanlığının hem ekonomide hem de antrenörlükte başarının anahtarı olduğuna inanıyor. “Sahada yalnızca oyuncuların anlık performansını değil, bir takımın uzun vadeli gelişimini planlamak, süreci yönetmek ve doğru analizler yapmak en az teknik bilgi kadar önem taşır.” diyen Damla, akademik eğitimin kazandırdığı bu özellikleri antrenörlük için aktif bir kaldıraç olarak tanımlıyor.
İyi bir antrenör olmanın ilk ve en önemli şartının öğrenme merakını hiçbir zaman kaybetmemek olduğunu belirten genç antrenör, “Bir şeyi gerçekten seviyorsan o işte başarılı olabilirsin.” anlayışını sporcularına aşılıyor ve ekliyor: “Antrenör öğrenmeye aç olursa sporcuları da öğrenmeye aç olur.”
Ve son olarak; “Bir antrenör kendini geliştirmeyi bırakmadığında bu durum doğrudan sporcularına yansır. Çünkü sporcular antrenörlerinin birer aynasıdır; sadece anlatılanları değil, gösterilen duruşu, disiplini, mücadeleyi ve mağlubiyet anındaki olgunluğu da örnek alırlar. İşte benim gibi sporla büyüyen bir ruh için temel ilke; hayat boyunca önce öğrenmeye, sonra da öğretmeye kararlılıkla devam etmektir.” diyerek harika bir özet yapıyor.
Kıymetli okurlarımız, gencecik bir antrenörün oldukça farklı ve örnek teşkil edebilecek bir şekilde kurguladığı bu voleybol öyküsünden “Haberiniz Olsun” istedim.
KarvoleyboluKalın sağlıcakla.


Yorum Yazın