VoleybolunAdresi.com

Bu takım, o takım olamaz!…

Bu takım, o takım olamaz!…

Engin AKSÖZ 

Kusursuz bir fırtınadan hemen sonra bir yel esintisiyle yerle bir olmaya benzedi dün oynadığımız İtalya maçı.

Çin maçıyla taban tabana zıt,  aralarında en ufak bir nüans bulunmayan 4 set izleyebileceğimi doğrusunu söylemek gerekirse aklımın ucundan bile geçirmemiştim.

Spontane bir söylemle; dağlar kadar kadar fark vardı Çin ile İtalya performansları arasında…

                                                                              xxx

 İlkinde şiir gibi oyunun sonunda bir voleybol devini sürklase edip Tokyo‘yu sallarken, dün yenilmek için ne gerekiyorsa elimizden geleni ardımıza koymayıp, kendi kendimizi tekzip ettik.

Oysa ayni oyunculardı parkeye sürdüklerimiz.

Sadece rakibin isminin değişik olması mı bu kadar mı fark ettirdi diyeceğim de; böyle bir varsayımla yorum yapmak ne akla, ne de mantığa sığar.

                                                                            xxx

‘Bir maç kazandık diye havalara filan gireceğinize’ asla ihtimal vermiyorum.
Ayaklarınız da yere sağlam basıyordur mutlaka.

Ne oldu, nazar mı değdi yoksa kızlarımıza;

Biraz fazla mı abarttım kendi payıma; bir gün önceki yazımda…

Hak etmiştiniz ama hakkınızı verdim; ne bir fazla, ne de bir eksik.

Bugüne kadar uluslar arası arenada onlarca başarılar kazanıp, bu ülkenin gururu oldunuz.

Ne diyelim İtalya skoru da sizlerin nazar boncuğu olsun; daha alınacak çok yolunuz var takmayın kafanıza.

                                                                                   xxx

Maça gelecek olursak;

Oyuna en başından doğru dürüst giremedi kızlarımız.

İyi başlayamadığımız maçların sonunu da iyi bitiremediğimiz gerçeği bir kez daha yaşandı.

 Servislerimiz etkisiz, hücum performansımız beklentilerin çok altındaydı.

En önemlisi savunma kısmında büyük zaaflar yaşadık.

Ne doğru dürüst iyi blok tutabildik, ne de dublajlardan ön alandaki hücumculara top kazandırabildik.

Yetmezmiş gibi servis karşılamada kendi normalimizi bile yakalayamamak; İtalya’nın smaç servisle oyuna başlama noktasında iştahını arttırıverdi.

İstatistiklere bakılınca; İtalyanların kazandığı sayıların büyük çoğunluğunun bizim servis karşılamada yaşadığımız sıkıntının bir sonucu olduğu gerçeğiyle yüzleşmek maçın ana fikriydi kanımca.

Atamazsan, karşılayamazsan voleybolun bu noktada asla affı yoktur, cezayı kesiverirler.

Cansu Özbay’la Naz Aydemir Akyol gibi iki spesiyal pasörümüzün maç içinde etkisiz kalmalarına bahane aranacaksa eğer, işe servisleri karşılayamayanların performansından başlanmalı.

                                                                                           xxx 

Tamam kanatlanınca etrafında kim varsa yıkıp geçen Ebrar Karakurt çok kötüydü, nerede ise sıfır katkı verdi.

Peki onu  coşturup havaya sokacak organizasyonla oynayabildik mi parkede?

Asla…

Ayni şeyi bu maçın en skorer oyuncusu Meryem Boz (14) için de söyleyebiliriz.

Giren çıkan her kes; daha önce en iyi yaptıklarının ancak yarısıyla tamamlayabildi maçı.

Hande Baladın, Eda Erdem Dündar, Zehra Güneş, Meliha İsmailoğlu takımdaşlık ruhunun birkaç adım uzağında, çarkın dişlilerinin yarım yamalak çalışması nedeniyle ve doğru dürüst motive olamadan oynamaya çalıştılar.

Hiç alışık olmadığımız bir görüntü idi açıkçası. Yenilgi de haliyle kaçınılmaz oldu.

                                                                         xxx

İtalya’nın bize karşı hırs yapacağı bilinen bir gerçekti.

Rakibimiz Paola Egonu faktörünü tepe tepe kullanırken, hiç hesapta olmayan Fatime Sylla‘nın ekstra performansı kenar yönetimin bana göre çalışmadığı bir konu olarak çıktı karşısına.

İyi hücum edip, iyi blok tutan Syllla; Bosetti ile birlikte gök mavili takıma adeta jokerlik yaptı.

Atletik pasör çaprazı Nijerya asıllı Egonu sayıya her sıkıştıklarında cankurtaranı gibiydi arkadaşlarının.

Boşa vurduğu bir maç smaç dışında; yine çok iyiydi. Dikey sıçrama yeteneğini kullanarak ve en üst noktadan (blok üstünden) yaptığı hücumlarla savunmamızı adeta tek başına dağıttı.

İtalyan koç Davide Mazzanti‘nin Ebrar ve Meryem’e karşılık köşelere ikili, üçlü bloklarla önlem getirmesi; bize karşı nasıl hazırlandıklarının bir işareti gibi geldi bana.

Ortayı da iyi kapatınca; takım halinde kullanacağımız hücum opsiyonlarımız iyice sınırlanmış oldu.

Bu kadar vasat bir pasörle oynamak korunda kalan İtalya’ya kendi çizgimizin uzağında kalmasak en kötü 3-2 yenilirdik, kısmet değilmiş.

                                                                                         xxx

TRT’den ricam; voleybol maçlarını bu işin içinden gelmiş, uzman birisine anlattırmasıdır.

Futbolla yıllarını geçirmiş Kerem Öncel maalesef voleybolda beklentileri karşılayamıyor.

Koskoca maç boyunca insan Fildişi Sahilli Fatime Mıryam Sylla ile Nijerya’dan devşirme Paola Egonu ile ilgili birkaç satır laf etmez mi?

Voleybola alakası olmayan sporsever nereden bilecek ki bu iki oyuncunun İtalya Milli Takımı için dışarıdan devşirildiğini ?.

Kerem Öncel kendi branşında çok taktir ettiğim bir spiker olsa da; maalesef pozisyonunun dışındaki sunumlarda  yetersiz kalıyor.

Oysa TRT‘nin elinde Mehmet Sevinç gibi bu branşta donanımlı ve konuya hakim birisi varken neden düşünülmez anlayabilmiş değilim. (İzin kullanıyor olabilir mi acaba?)

Yine mi olmadı? O zaman TRT’de daha önce de filenin sultanlarının maçlarını anlatıp, yorumlayan Başak Koç gibi harika bir alternatif daha var.

Eski bir milli voleybolcu; kendi işinde çalışıyor. Dışarıdan olsa rica edildiğinde geri çevireceğini hiç tahmin etmiyorum.

TRT madem Olimpiyatları yayınlama gibi zor ve anlamlı bir sorumluluğun altına girdi; o zaman her branşın yayınında da, dalında uzman yorumcu ve spikerleri bulup getirmek zorunda.

Engin Aksöz / Bursa

You must be logged in to post a comment Login